Ahmet Sefa yazdı;
____
BİR ŞAİR BİR KİTAP
Şair: Remzi SEVİNÇ
Kitap: 366. Gün
KARANLIKTA
Gözlerindi
Keskin bıçakları gecelerimin,
Tutulmuş yollarımın.
Kaç gözün var senin,
Bıçakların kaç köşeli…
Karanlıktı,
Oturdum kaldırıma
Sırtım, soğuk bir duvara dayalı
Sol yanımdan kan akıyor,
Sağ yanımda, ılık bir yaz yeli…
Yazın gibi müziğiyle tiyatrosu, sinemasıyla sanatın her dalının bolluğu Adana topraklarının özelliğidir. O toprak yalnızca okuyucusuyla izleyicisiyle dinleyicisiyle değil, sanatçı yetiştiriciliğiyle de ünlüdür. Ceyhan da Orhan Kemalleriyle dansçı Tolga Hanlarıyla şair Ahmet Ada, araştırmacı yazar H. İbrahim Ay, şarkıcı Atilla Taş’larıyla, şimdilerde zengin birikimin sürdürücülerinden, Ceyhan’ı ilmik ilmik işleyen şair, yazar Alişan Karahanları, Fransa’da yaşayan Remzi Sevinçleriyle bu özelliğinin güzelliğidir.
Klaros Yayınlarında yayımlanan 366. Gün kitabının çıktı haberini gördüğümde, şairin Ceyhan Lisesi’nden sınıf arkadaşım Remzi Sevinç olduğunu okuduğumda sevindim, gururlandım. (Yanlış anlaşılmasın, iki üç gün önceki bir duyuruydu, elbette kitabı henüz edinmemiştim. ) Ancak Remzi’nin şiirlerini face sayfasında rastladığım an anında okuduğumdan, az çok biliyordum.
Hatta Berkin’e yazdığı şu şiirini Berkin Elvan’la ilgili okuduğum şiirlerin en anlamlısı diye değerlendirmiştim içimde:
KARANFİLLER GETİRDİK SANA
Tabutun hafif olacak diyorlar
Onaltı kiloymuşsun
Düştüğünde ondört yaşındaydın
Öldüğünde onbeş, haberin olsun
Ondört yaş nedir ki, neler yapabildin
Dokundun mu, dinledin mi
Gördün mü güzellikleri
Karanlıktan korkup ağladın mı
Ellerini tutan oldu mu, saçlarını okşayan
Sevdin mi, var mıydı seni bir seven
Utanıyorum altmışikinci yaşımdan
Yaşadığım sevdalardan
Bize bir ekmek ve gözlerini bıraktın
Kan olup damladın yüreklerimize
Şarkı oldun, türkü oldun
Yağmur olup yağdın
Karanfiller getirdik sana…
“İçlerindeki masalların payını göremiyorsak, sanatçıları tam olarak anlayamayız…” derken şairimiz Remzi Sevinç, birikimlerini aktarıyor, vecizelerle hem okura hem şaire olması gerekeni de belirtiyor; bu tür düşüncelerini sık sık yazıyor sayfasında. Sanırım şiirden olduğu gibi şairden de öğreneceğimiz çok şey var, çok.
İmgeleriyle estetik bütünlüğü içinde adından çok söz edilecek şairlerimizden Remzi. Yeter ki okuyalım, kitaplarını bulalım, alalım, tanıyalım şairlerimizi.
Uzatmayayım. Şairin YAĞLI KURŞUNLAR’ını da ekleyerek (şimdilik) düşüncelerimi sonlandırayım:
Bakışların yağlı birer kurşun
Gözlerin bir mavzere öykünüyordu
Tangoların güllerini taşıyordu dudakların
Soluklarım, dudaklarının kokusunu
Bir ateş böceği gecesini arıyordu
Bir çocuk, kaybettiği sesini
Aniden söndü ışıklar
İki el silah sesi duyuldu
Ellerim avuçlarından soyunuyordu
Kitaba nasıl erişiriz sorusuna, henüz ben de edinemediğim için detay veremiyorum, ancak Klaros Yayınları ismi bile yeterli, detayı içinde görünüyor. Son aylarda yayımladığı kitaplarla isimler, yayıncılıkta iyi bir markanın daha müjdecisi gibi…
OKU… OKUT…
Ahmet Sefa